top of page

Doğum Günün Kutlu Olsun

  • calpay
  • 15 Ağu 2023
  • 3 dakikada okunur

Efe’ye baktığımda bazen ‘oğlum ne kadar büyüdün sen’ diye aklımdan geçiriyorum ama işin doğrusu çoğunlukla bana Efe sanki hep böyleydi gibi geliyor. Yani annesinin karnından sanki bu günkü haliyle çıkmış gibi. Yerlerde yuvarlanıp, üzerime tırmanıp geçtikten sonra oyun parkının çitine tutunarak ayağa kalktığında ve bana dilini çıkartarak güldüğünde, o kafasını bile tutamayan yarım kilo kıyma gibi bebek aklıma geliyor da nasıl içim içime sığmayacak gibi oluyor anlatamam.


Siz bu yazıyı okurken Efe bir yaşını doldurmuş olacak. Hani derler ya, “Zaman su gibi akıyor”; şu anda hissiyatım aynen böyle. Buradaki ilk yazımı yazarken henüz bir baba adayıydım. Bir yandan o yazıyı sanki dün yazmışım gibi hissediyorum, diğer yandan da o zamanlar başka bir dönemde yaşıyormuşum gibi geliyor. Dünyaya bakışım, algım, düşüncelerim o kadar değişti ki sanki farklı bir çağa geçiş yapmışım gibi hissediyorum.

Her zaman çocukları çok seven birisi oldum. Yeğenlerim bebekken onlarla birlikte epey vakit geçirdim hatta alt değiştirme ve biberon verme tecrübesi bile kazanmıştım. Yakın arkadaşlarımın bebekleriyle birlikte oyunlar oynadım, onlarla birlikte seyahatlere gittim. Ancak hiç birisi insanı kendi çocuğuna hazırlama konusunda önemli bir etki yaratmıyor. Doğumla birlikte her şeyi yaşayarak öğreniyor, öğrenerek ilerliyorsun ve her an bir şaşkınlık yaşama ihtimalin çok yüksek. Efe artık bir birey olmaya başladı bile. Bir bebeğe konuşur gibi tane tane ve işaretlerle değil de yetişkin bir insana konuşur gibi konuştuğumda söylediklerimi anlaması hala beni biraz şaşırtıyor. Doğrusu zamanım oğluma şaşırmakla ve hayran olmakla geçiyor aslında.

Demek ki babalık böyle bir şeymiş. Yaptığı en basit harekete bile bayılıyorum. Ayrıca bazı davranışlarının da genlerle benden ona geçmiş olduğunu düşünüyorum. Benim sevdiğim şeyleri o da seviyor sanki. Ben oldum olası arabalara, araba kullanmaya bayılırım. Küçükken sürekli oyuncak arabalarla oynardım, ilk defa kendi başıma araba kullandığım zaman onbir yaşındaydım. Efe’nin de en çok sevdiği oyuncaklar, arabaları. Henüz sekiz aylıkken eline aldığı yuvarlak nesneleri direksiyon gibi çevirip araba sesi çıkartmaya başlamıştı bile. Müzik ve dans sevgisini de benden almış diye düşünüyorum. Müziği çok seviyor, oyuncaklarında çalan basit müziklerle bile hemen hareket etmeye başlıyor. Yeni yeni ayaklanmaya başladı ama sevdiği bir müzik olursa tutunduğu yerde sallanmaya başlıyor, henüz yürümediğini düşünürsek epey komik bir manzara ortaya çıkıyor. Biz gülünce o da gülüyor, sanki espri yapmış gibi…

Artık oyun parklarına da gitmeye başladık. Henüz tek başına kaydıraktan kaymayı ve tahterevallide tutunup oturmayı beceremiyor, bunları annesinin kucağında yapıyor. Ama salıncakta tek başına sallanabiliyor ve bu çok hoşuna gidiyor. Etrafta koşuşturan diğer çocukları ilgi ile izliyor, onları izlerken epey eğleniyor. Onun da koşturup diğer çocuklarla oynaması yakındır. Bakalım o zaman anne baba olarak biz nasıl sınavlarla karşılaşacağız. Şu anda oğlumun yaptığı her şey bana güzel geliyor. Onu hiçbir şekilde kısıtlamayı istemiyor, istediği her şeyi yapmasına imkân sağlamak istiyorum. Ancak tabii ki bazı sınırları da koymak gerekecek.

Oldum olası dışarıda, tatilde, restaurantta, uçakta gördüğüm anne babaları gözlemler ve anlamaya çalışırım. Bazılarının çocukları, bana göre, garip davranışlarda bulunur ama onlar bu davranışları normal karşılar hatta beğenirler. Bazıları çocuklarının etrafta koşuşturmasına, bağırıp gürültü yapmasına hiç tepki vermez, bazıları çocuklarının peşinden koşturup onları oturtmaya ve susturmaya çalışır. Bazı çocukların anne babalarını etrafta hiç göremezsiniz, bazıları da yanlarından ayrılmaz. Ebeveynlerin davranışları biraz da kendi ailelerinden öğrendikleri ile ilgili bence. Ne kadar kitap okursak okuyalım, çocuk yetiştirme konusunda ne kadar eğitim alırsak alalım, iş dönüp dolaşıp aile terbiyesine geliyor. Bebekler saf enerjiyle, kusursuz olarak dünyaya gelir. Onları birey olarak şekillendiren aileleri ve yakın çevreleridir. Doğumdan itibaren bebeklere karşı ve onların etrafındaki davranışlarımızla onlara örnek olur ve karakterlerinin oluşmasını etkileriz. Çocuk büyüdükçe toplum kuralları, ortak yaşam alanlarındaki davranışlar gibi şeyleri de yavaş yavaş etrafından öğrenir.

Efe’nin doğumundan itibaren onunla birlikte geçirdiğim zamanı sindire sindire, farkında ve orada olarak yaşamaya çalıştım ancak başta da söylediğim gibi zaman su gibi akıp gitti. Onun doğum günü yaklaşırken bu dönemde anne baba olarak çocuğumuza ne kadar doğru örnek olduk, öğrendiklerimizi ne kadar uyguladık merak ediyorum. Dur bakalım daha buna zaman var diye düşünüp atladığımız veya yanlış yaptığımız bir şeyler var mı? Yaşamımızın sonuna kadar sürecek olan görevimizde ilk yılı nasıl geçirdik, karnemiz iyi mi? Keşke her şeyin kayıtlı olduğu bir film olsa da dönüp izleyebilsek.


Yorumlar


Bana Ulaşın

bottom of page